TCMB kararları: “Sıkı duruş” yerine “enflasyon üzeri faiz”

Enflasyonun zirveye ulaştığı varsayılan Nisan ayının ardından TCMB, mevcut enflasyon görünümü çerçevesinde “enflasyon üzerinde faiz” uygulaması gereğince faizleri beklendiği gibi sabit bıraktı.

Enflasyonun zirveye ulaştığı varsayılan Nisan ayının ardından TCMB, mevcut enflasyon görünümü çerçevesinde “enflasyon üzerinde faiz” uygulaması gereğince faizleri beklendiği gibi sabit bıraktı. Piyasanın genel konsensüsü faizlerde bir değişiklik olmamasıydı ve enflasyonun şu anda parasla gevşemeye izin vermeyen bir noktada olması da %19 faizin devam ettirilmesi beklentisine ana dayanaktı. Gerçekleşen enflasyona göre, belli bir koruma alanı sağlayan %19 faizin gevşetilmesi noktasında %17,1’lik enflasyon ideal alanı sağlamıyor. Dolayısıyla, aslında Merkez Bankası’nın güncel enflasyon ve beklentilere dair riskleri değerlendirerek sıkı kalmaya devam etmesi önemli. Zayıf liranın ve artan enerji maliyetlerinin etkisiyle enflasyon yükselmeye devam etti ve ana metriklere dair belirsizlikler enflasyonun Nisan’dan sonra yeni bir zirve yapıp yapmayacağını da belirsiz kılıyor.

 

Merkez Bankası’nın bugünkü aksiyonu ve politika açıklamasına dair önemli notlar;

 

·        Mevcut para politikası duruşu, Nisan Enflasyon Raporu'nun tahmin patikasındaki önemli düşüşe kadar sürdürülecektir.

·        Emtia fiyatlarındaki artışa rağmen; ihracatta güçlü artış eğilimi, altın ithalatında düşüş ve kredilerde yavaşlama cari dengeyi destekleyici niteliktedir.

·        Talep ve maliyet faktörleri, bazı sektörlerdeki arz kısıtlamaları ve yüksek enflasyon beklentileri, fiyatlama davranışları ve enflasyon görünümü üzerinde risk oluşturmaya devam etmektedir.

·        Parasal sıkılaştırmanın kredi ve iç talep üzerindeki yavaşlatıcı etkisi gözlenmeye başladı.

 

Merkez Bankası bilindiği gibi yılsonu enflasyon tahminini %12,2’ye revize etti, ancak genel tahminler enflasyonun bu oranların üzerinde gerçekleşebileceğini gösteriyor. Özellikle enflasyona baz etkisi dışında yardımcı olacak bir faktör olmaması, bunun da etkisinin dönemsel kalacak olması çerçevesinde tahminlere dair yukarı yönlü risklerin ağırlıkta olduğundan söz edilebilir. Bu da daha düşük borçlanma maliyetlerinin uygulanmasında politika gevşetmesi için fazla bir alan olmayacağını göstermektedir. Enflasyonda son artış reel faizi %2’lerin altına düşürdü ve global likidite pozisyonları ve negatif ayrışan risk primimiz reel faiz pozisyonumuzun daha kuvvetli olmasını gerektirebilir.

 

Liranın değer kaybı ve enflasyon karşılaştırması Kaynak: Bloomberg, TÜİK…

 

Merkez Bankası, Nisan PPK’sında “ek sıkılaşma” taahhüdünü politika açıklamasından kaldırmıştı. Merkez Bankası’nın güncel politika açıklamasında “sıkı para politikası” şeklinde bir tanım yer almıyor. Nisan PPK’sında “ilave sıkılaşma” kalktıktan sonraki en büyük değişikliğin bu olduğunu söyleyebiliriz. Politika uygulamasında fiili değişiklik yok elbette, ancak iletişim dilindeki değişiklikler para politikalarının uygulama farklılıkları noktasında belirsizliklere neden olabilir.

 

Enflasyon Raporu’nda da Sn. Kavcıoğlu, Nisan enflasyonunun tepe oluşturmasından sonra enflasyonda düşüş yaşanacağını belirtmişti. Bu da baz senaryo varsayımında Merkez Bankası’nın ilave sıkılaşmaya ihtiyaç olmayacağını düşündüğünü gösteriyor. Diğer yandan, enflasyonda kalıcı ve sürdürülebilir bir düşüş politika normalleştirmesinde de ana kriter olmalıdır. İlk faiz indirimi 3Ç21 dönemi içinde gerçekleşebilir. Enflasyonun gerileme derecesine bağlı olarak indirimlerin sınırlı kalmasını bekleriz. Erken veya hızlı bir gevşeme döngüsü, lira üzerinde değer kaybı baskısı oluşturup enflasyonist riskleri artırabilir. Enflasyonun belli bir puan üzerinde faiz, orta vadeli hedeflere gerileme sürecinde uygulamada kalmalıdır.

Kaynak Tera Yatırım
Hibya Haber Ajansı

Okunma